12 Mart 2017 Pazar

Nobel Edebiyat Ödülü 20 yaşındaki Bob Dylan'a mı verildi.

Nobel Edebiyat Ödülü, 20 yaşındaki Bob Dylan' a mı verildi? Niye bu başlığı attım? Aslında 20 ve 30 yaşları arasındaki Bob Dylan'a mı verildi demek daha doğru olurdu ama o biraz uzundu.


"cellatların yüzlerinin her zaman iyi gizlendiği
siyahın renk, hiçin sayı olduğu... "



Geçtiğimiz yıl Nobel Edebiyat Ödülü' ne layık görülen Bob Dylan' ın bu ödüle layık görülmesinin nedeni merak konusu olmuştu. Nobel Akademisi, Bob Dylan' ın "Amerikan şarkı geleneğine yeni ve şiirsel bir ifade tarzı getirdiğini" söyleyerek bu duruma açıklık getirmişti.
Tabii bu açıklama, herkes gibi benim de bütün dikkatimi Dylan' ın yazdığı şiirlere çevirdi. Neydi Bob Dylan' a ödül aldıran şiirler. Bir şarkıcı ne yazmıştı böyle edebi olan.
Bunu anlamak bizim ülkemiz insanları için biraz zordur. Çünkü bizde şairlikten çok söz yazarlığı vardır. Sezen Aksu bizim için şarkıcıdır. Şair değildir. Kendi şarkılarının sözlerini yazar. Wikipedia' da Sezen Aksu için yazılmış makalede, "Türk şarkıcı, söz yazarı ve besteci" yazar. Zaten biz de böyle biliriz. Söz yazarlığı denince akla gelen ilk isimlerden biri de Aysel Gürel'dir.  Onu bile birçok kişi söz yazarı olarak tanırdı. Bir de ülkemizde çok ünlü şarkılar vardır, sözleri saçma sapan, çok güzel sözler vardır ezgileri silik olan. Peki şairlik nedir? Aradaki fark nedir? Bu sorulara birazdan döneriz.

Dylan' ın ödülüne geri döndüğümüzde, Nobel Akademisi' nin açıklamasından anladığımız, Bob Dylan' ın yaşamı boyunca yaptığı edebiyat çalışmalarına ödül verildiğidir. Ancak bir çok eleştirmen Bob Dylan' ın 20' li ve 30' lu yaşlarda ürettiğini ve bütün yaratıcılığını o dönemle sınırlandırdığını söylemektedir.

1963' te piyasaya çıkan "The Freewheelin' Bob Dylan" albümündeki "Blowin' In The Wind", herkesin beğenisini kazanmıştır.

Dylan' ın 22 yaşında yazdığı bu şiiri ilk okuduğumda, aklıma zaman geldi. Gençlikten geleceğe uzanan bir zaman çizgisinden bahsettiğini düşündüm. Genç bir ruhun öğrenmesi ve yaşlanması için ne kadar zaman gerekir diye sorduğunu hissettim. "Kaç yıl geçmeli bir dağın oluşabilmesi için." diyor Dylan şiirinde.

Bir adamın katetmesi gereken ne kadar yol var
Ona erkek demeniz için
Evet, ve kaç deniz aşmalı beyaz bir güvercin
Kumlarda uyumadan önce
Evet, ve top gülleleri kaç kez atılmalı
Sonsuza dek yasaklanmalarından önce
Cevap, dostum, rüzgarla esiyor
Cevap rüzgarda uçuyor
Bir adam kaç kez yukarı bakmalı
Gökyüzünü görebilmesi için
Evet, ve bir adamın kaç kulağı olmalı
İnsanların ağladığını duyabilmesi için
Evet, ve kaç ölüm olmalı onun bilmesi için
Ne kadar çok insanın öldüğünü?
Cevap, dostum, rüzgarda esiyor
Cevap rüzgarda uçuyor
Kaç yıl geçmeli bir dağın varolabilmesi için
Suyla yıkılmaması için
Evet ve kaç yıl geçmeli bazı insanların yaşayabilmesi için
Özgür olmaları için izin verilmeden önce
Evet ve bir adam kaç kere çevirebilir başını
Sadece görmemek için
Cevap, dostum, rüzgarda esiyor
Cevap rüzgarda uçuyor





İlk albümünden sonra 1965 yılında İngiltere turnesine çıkan Bob Dylan, en ünlü şarkılarından birini 1973 diğerini ise 1975 yılında yazmıştır. “Knockin’ on Heaven’s Door” ve “One More Cup Of Coffee”.  Ben de kendisini bu şarkılarla tanımıştım üniversite yıllarımda. Knockin’ on Heaven’s Door, Eric Clapton ve Guns'n Roses versiyonlarıyla da en çok dinlediklerimizdendi.

Bir teslimiyet var bu şiirde.

Cennetin kapısını çalıyorum
Anne bu rozeti benden al
Onu artık daha fazla kullanamam
Görmek için çok karanlık olmaya başlıyor
Sanki cennetin kapsını çalıyormuşum gibi hissediyorum

Cennetin kapısını çalıyorum
Anne silahlarımı yere koy
Artık onlarla ateş edemem
Şu soğuk kara bulut aşağı doğru iniyor

Sanki cennetin kapsını çalıyormuşum gibi hissediyorum
Cennetin kapısını çalıyorum
Cennetin kapısını çalıyorum

Bob Dylan' a yapılan en büyük eleştiri ise. şiirlerindeki ve söylemlerindeki farklılıklar. Ama bunu yanlış anlamamak gerekir. Yazdıklarının tam tersini yazdığı ya da söylediğinden bahsedilmiyor. Yazdıklarının ve söylemlerinin çok faklı konular içermesinden bahsediliyor. Kimisi buna çeşitlilik bile diyebilir.  Bir yanda savaştan bahsederken bir yanda aşktan, bir yanda seksten bahsederken bir yanda tanrıdan bir yanda ise başka bir şeyde bahsediyor Bob Dylan. Bu benim için eleştirilecek bir şey değil. Din adamı değil ki hep tanrıdan bahsetsin. Sürekli aşık değil ki hep aşktan bahsetsin.

1963 yılında çıkan albümündeki bu şarkı sözleri de en çok beğendiklerimden.

A Hard Rain's A-Gonna Fall

Nerelerdeydin benim mavi gözlü oğlum?
nerelerdeydin sevgili yavrucuğum?
oniki sisli dağın yamacında tökezledim
altı eğimli otoyolda yürüdüm ve emekledim
yedi kederli ormanın ortasında adımladım
bir düzine ölü okyanusun tam karşısındaydım
on bin mil ötede bir mezarlığın girişindeydim
ve çok şiddetli, çok şiddetli, çok şiddetli,
çok şiddetli bir yağmur yağacak...

Ne gördün benim mavi gözlü oğlum?
ne gördün sevgili yavrucuğum?
vahşi kurtların çevresini sardığı yeni doğmuş bir bebek gördüm
hiç kimsenin olmadığı elmastan bir otoyol gördüm
kanın hala damladığı siyah bir dal gördüm
çekiçlerinden kan akan bir oda dolusu adam gördüm
her tarafı suyla kaplı beyaz bir merdiven gördüm
sesleri kesilmiş binlerce konuşmacı gördüm
ufacık çocukların ellerindeki silahları ve keskin kılıçları gördüm
ve çok şiddetli, çok şiddetli, çok şiddetli,
çok şiddetli bir yağmur yağacak...

Peki ne duydun benim mavi gözlü oğlum?
peki ne duydun sevgili yavrucuğum?
fırtınanın uğultusunu duydum, gürleyerek uyaran
bütün dünyayı içine çekebilecek dalganın gürültüsünü duydum
elleri alevler içinde yüzlerce trampetçiyi duydum
kimsenin dinlemediği onbinlerce fısıltı duydum
duydum açlıktan kıvranan bir adamı, binlerce insanın gülüşünü duydum
lağımda ölmüş bir ozanın şarkısını duydum
daracık bir yolda ağlayan bir palyaçonun sesini duydum
ve çok şiddetli, çok şiddetli, çok şiddetli,
çok şiddetli bir yağmur yağacak...

Kiminle tanıştın benim mavi gözlü oğlum?
kiminle tanıştın sevgili yavrucuğum?
ölü bir midillinin yanındaki ufak bir çocukla karşılaştım
siyah bir köpekle yürüyen beyaz bir adamla karşılaştım
vücudu yanmakta olan genç bir kadınla karşılaştım
genç bir kızla karşılaştım, bana bir gökkuşağı verdi.
aşkın yaraladığı bir adamla karşılaştım
nefretle yaralanmış bir başka adamla karşılaştım
ve çok şiddetli, çok şiddetli, çok şiddetli,
çok şiddetli bir yağmur yağacak...

Peki şimdi ne yapacaksın benim mavi gözlü oğlum?
peki şimdi ne yapacaksın sevgili yavrucuğum?
yağmur inmeye başlamadan geri gideceğim
sık kara ormanın derinliklerine doğru yürüyeceğim
insanların çok ve ellerinin boş olduğu
zehir hapları atılmış suların aktığı
vadideki evin, nemli pis bir hapishaneyle biraraya geldiği
cellatların yüzlerinin her zaman iyi gizlendiği
siyahın renk, hiçin sayı olduğu...
ve anlatacağım, ve düşüneceğim, ve konuşacağım, ve soluyacağım onu
bütün ruhların görebilmesi için dağdan yansıtacağım onu
sonra batmaya başlayana kadar okyanusta duracağım
ama söylemeye başlamadan önce şarkımı iyi bileceğim
ve çok şiddetli, çok şiddetli, çok şiddetli,
çok şiddetli bir yağmur yağacak...

Bob Dylan' a verilen bu ödül aslında Akademi' yi daha da zor durumda bırakacak gibi görünüyor. Çünkü ben hemen soruyorum, niye başka bir şarkı yazarı, ya da söz yazarı değil de Bob Dylan. Üstelik bir çok eleştirmene göre gençlik yıllarında söz yazmış sonra da durulmuş biri. Yani geçmişe verilmiş bir ödül. John Lennon' a da ödül verilebilir o zaman. Ya da Jim Morrison' a. Ya da yaşayan efsane Joan Baez'e. Ya da Jonis Joplin' e.
Kısacası Akademi' nin Bob Dylan'a verdiği nobelin açıklaması beni tam tatmin etmedi. Ödülün Bob Dylan' verilmesine karşı olduğumdan değil, yapılan açılamanın aklımdaki yeni bir soru oluşturmasından. NEDEN? 

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...