Süleymanın Anahtarı-Jose Rodrigues Dos Soantos

Süleyman'ın Anahtarı - Jose Rodrigues Dos Santos



Kitabı bugün bitirdim. Süleyman'ın Anahtarının ardından kalanlar;

Tomas yalnız Peter Bellamy'nin neler döndüğünü bildiğini anladı. Birkaç dakikada her şeyi özetlemek kolay olmayacaktı fakat seçme şansı yoktu.

"Zaman sınırlı olduğundan, ispatlamakla uğraşmadan Kuantum Gözü'nü anlamak için önemli bazı savlar sıralayacağım," diye uyardı. "Zaten bildiğiniz şeylerse, daha iyi."

"Hadi bakalım!" dedi Fuchs.

Portekizli boğazını temizledi.

"Özellikle Newton' ın keşifleri ve Einstein' ın görecelik teorilerine dayanan klasik fizik, makrokozmosun gerçek ve determinist dünyasını ele alır. Misal, klasik fizik yasalarını ve Ay'ın konum ve hızını bildiğimiz taktirde, onun nerede olduğunu belirleyebiliriz. Kainatı oluşturan tüm nesnelerin konum ve hızları hakkında verilere sahip olunsa, evrenin geçmiş ve gelecekteki bütün hikayesi bilinebilirdi. Bir göktaşı canı öyle istediği için değil, zorunda olduğu için sağa veya sola döner çünkü klasik fiziğin yasalarınca yönetilir. Makrokosmostaki nesnelerin hepsinin davranışının belirlenmiş olduğu söylenebilir."

"Orası kesin" dedi Fuchs silahını göstererek. "Balistik deterministtir. Merminin yola çıktığı anki hızı bilinirse, yerçekiminin etkisi ve atış anında esen rüzgar hesaplanırsa, kurşunun nereye varacağı kesin bir şekilde öngörülebilir. Aslında keskin nişancıların neredeyse içgüdüsel olarak yaptıkları budur zaten."

"Doğru," diye onayladı Tomas. "Bununla birlikte kuantum fiziği, mikrokozmosun, yani atomlar dünyasının tamamen farklı bir tarzda davrandığını keşfetti. Mesela elektronlar, hiçbir şey onları buna zorlamadan ve aracı bir durum ya da yörüngeden geçmeksizin, bir durumdan diğerine, yüksek bir yörüngene alçak bir tanesine geçebiliyorlar. Aslında aynın anda her yerdeler ve A noktasından B noktasına giderken, eş zamanlı olarak bütün yolları kat ediyorlar. Daha da inanılmazı, bazı fizikçiler bilimsel değeri kanıtlanmış hesaplama ve deneylere dayanarak bir gözlemcinin, bugünden, bir elektron veya fotonun dünkü hareketini etkileyebildiğini kabul ediyorlar. Ki bu da sadece farklı olası geleceklerin değil, başka muhtemel geçmişlerin de var olduğu anlamına geliyor. Daha da tuhafı, maddenin, gözlenmediği sürece, bizim onu bildiğimiz haliyle var olmaması. O zaman sadece, Schrödinger Denklemi' nde psi'yle simgelenmiş dalga fonksiyonu denen şeyle betimlenen, dalga halinde potansiyel bir varlığı oluyor. Dahası, gerçeklik yalnız gözleme değil son tahlilde bilincin kendisine bağlı. Bilinçli olarak mikrokozmosu gözlemeye karar vermenin, o mikrokozmosun gerçekliğini değiştirdiği keşfedildi. Mesela ben bir elektron ya da fotonu dolaylı gözlem adını vereceğim bir şekilde gözlemeye karar verirsem, gerçeklik uzaya yayılan bir dalga oluyor. Ama onu, doğrudan gözlem diyeceğim başka bir tarzda gözlemeye karar verirsem, dalga fonksiyonu çöküyor ve elektron ya da foton, uzayın tek bir noktasındaki parçacıklar haline geliyor."

"Başka bir deyişle elektron hem dalga hem de parçacık oluyor," diye araya girdi Peter özetlemeye çalışarak.

"Yanlış. Dalgayken, elektron yalnızca dalgadır. Parçacığa dönüştüğündeyse, sadece parçacıktır. Elektronun alacağı şekil bilinçli olarak yapmaya karar verilen gözlem tipine bağlı olacaktır. Bu keşfin derin mantıksal sonuçlarını kavrıyor musunuz? Şu ya da bu şekilde gözlemeye dair alınan bilinçli karar gerçekliğin esas niteliğini değiştiriyor."

"Kusura bakmayın ama tüm bunlar benim şu meşhur Uzay Yolu' mdan fırlamışa benziyor," dedi Fuchs sırıtarak. "Saf bilimkurgu!"


Yorumlar